ÜYE OLUN
GÖNÜLLÜ OLUN
ONLINE BAĞIŞ
HESAP NUMARALARI
 




TEDAVİLERLE
KURTARILAN
HAYATLAR
Destek
Grubuna
Katılın
Pappers & Rogers Fillo Fillo

[19.02.2010] HAYVANLARLA REHABİLİTE ÜZERİNE

SPASTİKLERE DEVA          25/ŞUBAT/2002


Türkiye'de ilk kez spastik çocuklar için köpek eğitimi başlatıldı."Royal Dog" adlı kulübün "dört ayaklı doktorları" engelli miniklerle 24 saat bizzat ilgileniyor. Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan spastik çocuklar için köpekli tedavi yöntemi Türkiye'ye de geldi. Engelli minikleri topluma kazandıran uygulama, bir köpek kulübünün öncülüğünde başlatıldı. "Royal Dog" adlı kulüp, farklı cinslerden köpekleri bir hastabakıcı gibi eğitip, spastik çocukların hizmetine sunuyor. Köpek yıllarca çocuğun yanından ayrılmıyor, yardımcısı ve arkadaşı oluyor. Royal Dog'ın Türkiye'deki pek çok engelli çocuğa umut olacağını belirten eğitmen Güngör Çilli, yöntemin Türkiye'de yaygınlaşmasıyla birlikte sadece çocukların değil, ailelerin de huzura kavuşacağını söyledi.

 Avrupa'da köpek yetiştiriciliği alanında eğitim gören Çilli, "Türkiye'de engelli çocuklar için hizmet veren kuruluş sayısı çok az. Engellilere özel okullar bile yeni yeni açılıyor. Eminiz ki köpekli tedaviye ihtiyaç duyacak pek çok aile vardır. Bir doktor arkadaşımın ısrarıyla açtığımız bu kulüp minik hastalarımıza gülmeyi öğretecek" dedi. Çilli en ilgili ailenin bile özürlü çocuğuyla 24 saat boyunca ilgilenemeyeceğini, köpeğin bir çocuğun ruh halini anlayarak ona yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi. KÜÇÜK EVE KÜÇÜK KÖPEK Engelli çocuklar için "Golden Retreiver", "Labrador" ve "Alman çoban köpeği" cinslerinin tercih edilmesinin, uyum açısından daha verimli olacağını belirten Çilli, "Bu köpekler yaklaşık 15 yıl boyunca hizmet verebilir.

 Hiç konuşmadan belli hareketlerle veya hissederek çeşitli görevleri yerine getirebilirler. Dünyadan soyutlandığını hisseden çocuklar bu sayede iyileşebilir. Yürüyemeyen çocuklar için tekerlekli sandalye ne ise, spastik çocuklar için de bir köpek en az aynı şeydir" diye konuştu. Cins bir köpeğin 750 ile 1000 dolar arasında alınabileceğini belirten Çilli şöyle devam etti:"Köpekleri bir yaşından itibaren eğitiyoruz, birkaç ay içinde de çocuğa alıştırıyoruz. Köpekli yaşam bahçeli evi olanlar için kolay oluyor. Bu ailelere Alman çoban cinsini tavsiye ediyoruz. Dar gelirli ve evi müsait olmayan ailelere ise küçük ama zeki cinsleri öneriyoruz. Ayrıca cinsi ne olursa olsun tüm köpeklerimizi saldırgan olmamaları ve havlayarak çevreyi rahatsız etmemeleri için ayrı bir eğitime tabi tutuyoruz. Böylelikle şikayet gelmiyor."


Güngör Çilli bu yöntemin Türkiye'de uygulaması zor bir yöntem olduğunu da söylemeden geçemedi: "Türkiye'de ne yazık ki yanlış bir zihniyet var. Bir köpekten ya canavar olması veya yabancı olan herkese saldırması bekleniyor. Umuyoruz ki bu tabuyu spastik çocukların sevimli dostları yıkacak." HASTABAKICI ADAYLARI EĞİTİMDE
Hastabakıcı köpekler genellikle Alman çoban, labrador cinslerinden seçiliyor. Çünkü bu cinslerin eğitimleri daha kolay; bir çocuğa sınırsız sevgi ve ilgi gösterebiliyorlar. Ayrıca en küçük bir hareketi bile emir kabul ediyorlar. Hatta çocuğun sezgilerine göre bile davranabiliyorlar.

Sokak köpekleri, görmeyenlere rehberlik etmek için eğitilecek

Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği ile Altı Nokta Körler Derneği, sokak köpeklerini görme özürlülere yardımcı olmak üzere eğitecekler. Proje Türkiye''deki tüm görme özürlülere rehber köpek sağlarken, sokaklardaki sahipsiz köpekleri de yuva sahibi yapmayı amaçlıyor. Uzun zamandır çözüm aranan birbirinden bağımsız iki ayrı sorun sivil toplum örgütlerinin çalışmasıyla çözülecek. Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği ile Altı Nokta Körler Derneği arasında imzalanan anlaşmaya göre, sokak köpekleri ''rehber köpek'' eğitiminden geçirilerek görme engelli kişilere verilecek. Proje için kollarını sıvayan Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği Başkanı Fatma Balkanlı geniş kapsamlı bir kampanyayla projeyi duyuracaklarını belirterek, şunları söyledi.: ‘‘Proje için ilk etapta vatandaşları rehber köpekler konusunda bilgilendirmek amacıyla reklam ve halkla ilişkiler çalışmaları yapacağız. Buna paralel olarak televizyon, gazete ve dergilerde konuyu anlatacağız. Projenin mimarlarından Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği üyesi Ayfer Uzunoğlu da tüm tanıtım kampanyalarının ücretsiz olarak MS reklam adına Bülent Fidan tarafından yapıldığını, projenin öncelikli olarak sponsor desteğine ihtiyacı bulunduğunu belirtti: ‘‘Tanıtım kampanyasında Rehber Köpek Projesi''nin dünyadaki örnekleri, ülkemizde neler yapılacağı, nasıl isleyeceği anlatılacak. Sponsor desteği ve bağışlarla proje yürüyecek. Köpekleri özel merkezlerde beş ayda eğitip isteyen görme engelliye teslim edeceğiz. Bu merkez için gerekirse Almanya''dan bu konunun uzmanı eğitmenler getirtilecek. ’’ Iki derneğin projesi planlandığı gibi gerçekleşirse sokak köpeklerini eğitecek merkezlerin bu yıl içinde kurulması ve ilk rehber köpeklerin önümüzdeki yildan itibaren görme özürlülere teslim edilmesi bekleniyor. 7 aylık eğitim gerekiyor Dr. Tamer Dodurka (I.Ü Veterinerlik Fakültesi) Görme engellilere rehberlik yapacak köpeklerin iki aylıkken seçilmesi ve eğitime başlanması gerekir. Sakin mizacı, eğitilebilme özelliği yüksek ve zeki köpekler tercih nedenidir. Köpek çok iri ya da küçük olmamalı. Alman Çoban, Labrador, Golden Retrıever ya da bu son iki irkin melezleri en uygun ırklardır. Bu özellikleri taşıdığı takdirde tüm köpekler rehber olabilir. Rehber köpekler insanlara, kedi dahil diğer hayvanlara, çocuklara, farklı kokulara, ses ve gürültülere, trafiğe, otomobil, tren, metroyla yolculuğa sosyalleşme döneminde alıştırılır. Üç aylıkken bu eğitim tamamlanır. 11-12 aylıkken beş ay sürecek esas eğitim baslar. Köpek her ortamda sahibinin komutlarına itaat etmeyi, engeller önünde durmayı ve yavaşlamayı, kalabalık ortamlarda yapması gereken davranışları, karsıdan karsıya geçmeyi öğrenir.

Cahit AKYOL
Hürriyet Gazetesi 25/03/2003

 

Çocuk, köpekle okumayı daha çabuk öğreniyor

ABD''de çocukların okumayı daha kolay ve inançlı bir biçimde sökmeleri için ilkokullarda eğitimli ‘‘terapi köpekleri’’ istihdam edilmeye başladı. Köpeğe kitaptan hikaye okuyan çocuk, yazı dilini ve sözcükleri daha çabuk öğreniyor. Pennsylvania''nın Perkasie kasabasında bulunan Deibler İlkokulu'nda başlatılan uygulamada, köpeklere hikaye anlatır gibi kitap okumaya başlayan çocukların kelimelere konsantre olma sorununun ortadan kalktığı ve beyinlerinin de düzenli bir şekilde geliştiği belirtildi.‘‘Paws With Patience’’ (Sabırlı Pençe) adi verilen programı yöneten Joyce Papciak, eğitimli köpekler sayesinde yürüttükleri uygulamada, her bir öğrencinin haftada en az bir defa köpeklere okuma yaptığını ve bu sayede okumayı çok daha iyi bir şekilde öğrendiğini belirtti. Papciak, ‘‘Çocuklar öğretmenin yanında yaptıkları okumalarda çekingen davranarak yanlış yapabiliyorlar, ama en yakin dostları olan köpeklere karşı hiçbir çekingenlik göstermeden rahatça okumayı söküyorlar’’ dedi. Okulun okuma uzmanı da ‘‘Köpekler sayesinde öğrencilerin okuma sırasında tereddüt etme ihtimallerini sıfıra indirdik Bu sayede okumayı çok iyi motive ediyorlar” dedi.

Hürriyet

17/03/2003

Köpeği Robot onun hasta bakıcısı oldu

Fransa''da yasayan 6 yasındaki Alexis Martin, tekerlekli sandalyeye bağımlı durumda. Ancak annesinin moral olsun diye alığı köpek, küçük çocuğun tüm hayatini değiştirdi Özel yetiştirilmiş bir köpek olan Robot, Alexis''i uyandırıyor, onu okula götürüyor, hatta sınıfta bile yanında oturuyor. Robot, hem Alexis''in hem de ailesinin moral kaynağı oldu.

TEKERLEKLI sandalyeye mahkum olmak, özellikle de arkadaşlarıyla koşup oynamak isteyen küçük bir çocuk için dünyanın en zor şeyi. Her yıl dünyada binlerce çocuk tekerlekli sandalyeye mahkum oluyor ve çevresi tarafından yeterli derecede sevgi ve destek göremediği için sosyalleşemiyor, toplumdan uzaklaşıyor. Fakat genetik bir kas rahatsızlığı yüzünden bacaklarını kullanamayan Alexis Martin, kendisiyle ayni kaderi yasayan diğer çocuklardan daha şanslı. Fransa''da yasayan Alexis, kullanamadığı bacaklarının acısını, bir senedir kendisine evde, çocuk parkında, sokakta, hatta okulda eslik eden köpeği Robot sayesinde asmayı basardı. 6 yaşındaki küçük çocuk, Golden Retriever cinsi köpegi sayesinde yaşadığı acıları da sıkıntıları da unutmayı başardı.

MORAL OLSUN DİYE ALDI

FRANSA''DA haftalık dergi Paris Match''ta yayınlanan haberde, Alexis''in köpeği Robot''la birlikte geçen hayati anlatılıyor. Dergiye konuşan Alexis''in annesi Christele Martin, oğlunun asla yürüyemeyeceğini duyduğu zaman göz yaşlarına hakim olamadığını söylüyor. "Doktor, Alexis''i kontrol ettikten hemen sonra bana oğlumun asla yürüyemeyeceğini söyledi. Belden aşağısında bulunan kasları asla kullanamayacaktı. Bir anne için bunu duyduğu andan daha acı bir an olamaz" diyerek o günleri anlatan ve Alexis için kurduğu hayallerin bir anda yıkıldığını belirten Christele, yasadığı bu sokun ardından tekrar kendisine gelmesinin biraz zaman aldığını söylüyor. "Yıkılmıştım. Ama çok kısa bir süre içinde kendime gelmem gerekiyordu. Çünkü eğer ben yıkılırsam, herkes yıkılırdı. Bunun oğlumun geleceği için olmaması gerekiyordu" diye konuşuyor. Anne, oğlunun hastalığını öğrenmesinin ardından, Alexis''e moral kaynağı olsun diye köpeği Robot’u satın aldı.

DÖNÜM NOKTASI OLDU

ROBOT''UN evlerine gelişi Christele, Alexis ve 3 yaşındaki Amandine için tam bir dönüm noktası oldu. Aile kısa sürede bu hastalığın acı gerçeğpiyle daha rahat yüzleşmeyi basardı. Christele, "Oğlumun hastalığını hepimiz neredeyse unuttuk. O zeki, hem de yaşıtlarından daha zeki bir çocuktu. Bu yüzden okula gitmesinde hiçbir sakınca görmedim. Özellikle de yanında Robot varken" diyerek 3 yaşındaki Robot''un ailenin hem hastalığa, hem de hastalık sonrası hayata bakış açısını değiştirdiğini söylüyor. 53 komutu anlayıp, söylenenleri yapan ve dünya çapında özellikle engelli insanlara tavsiye edilen Golden Retriever cinsi olan Robot, Alexis için tam bir arkadaş. Sabah 07.15''te Alexis''i yatağından o kaldırıyor. Annesi, Alexis''i okula gitmek için hazırlarken yanında bekliyor. Daha sonra Alexis, kahvaltısını yaparken onunla çizgi filmleri izliyor, sonra da onunla Okula gidiyor.

OKULDA DA YANINDA

OKULDA Alexis''in sınıfında bütün günü yanında geçiren Robot, onun yardıma ihtiyacı olduğu zamanlarda destek oluyor. Kalemini düşürürse ona bulup geri getiriyor. Arkadaşlarıyla oynarken onun kendini tek başına hissetmesine engel oluyor. Bütün bunları bir arkadaş gibi yapan ''kader arkadaşı köpek'' asla Alexis''in yanından ayrılmıyor. Bu da Alexis''in en çok ihtiyaç duyduğu şeyi, yani sürekli ilgi ve bakimi sağlıyor. Küçük bir çocuk, özellikle de o yasta tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir çocuk için en zor şey çevresinin tepkisi. Robot sadece varlığıyla bile olası tepkileri yumuşatıyor.

 

 

TÜM AİLEYİ MUTLU ETTİ


LAVAL yakınlarında bulunan Saint Okuluna giden Alexis, Robot sayesinde okulun en çok sevilen ve aranan yüzleri arasına girmiş bile. Kimse okulda Alexis''e sorgulayan gözlerle bakmıyor. Alexis''in öğretmeni Monique Douillet de, "Alex''in varlığı sınıfa bir zenginlik getirdi. Çocuklara da büyük bir ders oldu. Hepimiz kitaplarda okunarak alınamayacak bir ders aldık" diyerek Alexis''i köpeği Robot''un sınıfta bulunmasını desteklediklerini söylüyor. Anne Christele Martin, Robot''un sadece Alexis''in okul yaşamına değil ev yaşamına da iyi geldiğini düşünüyor. Alexis''in hastalığını onlara tek hatırlatan şeyin haftada iki kez hastanede kontrol edilmesi olduğunu söyleyen Christele, "Oğlumun durumundaki herkese böyle bir arkadaş gerekli diye düşünüyorum" yorumunu yapıyor.

Sabah Gazetesi
Bebek bakıcısı köpekler


Keskin zekaları ve aşırı sadakatli olusuyla dikkat çeken “Golden Retriever” cinsi köpekler, 1 aylık eğitimle bebeklere bakıcılıkda yapabiliyor. Türkiye’de 2 yıldır popüler olan “Golden Retriever”lar, bir bakici gibi refakatçisi olduğu bebeği koruyor, battaniyesini örtüyor, emziğini, biberonunu ağzına veriyor.
İngiliz menşeli olan, adini sari renkli tüylerinden ve İngilizce “retrieve (vurulan avı geri getirme)” kelimesinden alan, avcılığın yani sıra arama kurtarmalarda, narkotik operasyonlarında kullanılan bu köpekler, özellikle sorunlu çocuğu ya da bakıma muhtaç bebeği olan ailelerce tercih edilmeye başlandı. Bursa-Mudanya Karayolu üzerindeki Dog House Köpek Üretim Eğitim ve Evcil Hayvan Bakim Çiftliği’nin sahibi, Köpek Eğitimcisi Murat Balcı, golden retrieverlerin saldırma özellikleri bulunmayan, insanlara en yakin, uysal, eğitime en yatkın köpek olduklarını belirtti. Önceleri bu özelliklerinin bilinmemesi nedeniyle rağbet görmeyen köpeklerin, son yıllarda ilgi gördüğünü anlatan Balcı, bebeğin en yaramaz halinde en yakin arkadaşı olan golden retrieverin, çocuk gelişiminde de aileye yardımcı olduğunu savundu. Balcı, ABD’de bebek sahibi olmaya karar veren ailelerin, doğumdan 2 yıl önce retriever aldığını, bebek bakımıyla ilgili eğittiği köpeğin, yeni doğmuş bebeğe refakatçilik yaptığını söyledi. İyi eğitilen köpeğin, adeta bakici gibi davrandığını anlatan Balcı, “Bu köpekler bir bakici gibi refakatçisi olduğu bebeği korur, battaniyesini örter, emziğini, biberonunu ağzına verir” dedi.


DOKTORLAR ÖNERİYOR


Refakat ettiği küçük çocuğun, bahçeden çıkması, banketten inmesi gibi tehlike arzeden durumlarda müdahale eden köpeğin “keskin zekalı” olduğunu belirten Balcı, şöyle konuştu; “Bu köpekler çok zeki oldukları için eğitimleri de çok kolaydır. Hatta ailelerin köpek eğitimcilerine ihtiyaçları bile olmayabilir. Zira 1.5 aylıkken satın alınan köpek 1 ayda tuvalet terbiyesi de dahil tüm kuralları öğrenebilir. Ailenin kendi karakterlerine uygun olarak eğitecekleri köpek, gelecekte ailenin bir ferdi gibi davranıyor, sorumluluk ve görevlerini başarıyla yerine getiriyor. Bunu yaparken de ısırma, saldırma gibi zararlar vermiyor. Biraz yaramaz olusu da evin neşe kaynağı oluyor. Doktorlar, çocuk gelişimine katkı sağladıklarından dolayı özellikle sorunlu çocukları bulunan ailelere golden retriever tavsiye etmeye başladılar. Son 2 ayda golden retriever satın alan 8 aileden 2’si, doktor önerisiyle bu köpeği istediklerini söylediler. Balcı, çocuklu ailelerin yani sıra yaşlıların ve görme özürlülerin tercihinin de golden retriever olduğunu sözlerine ekledi.

Ntvmsnbc    20/08/03

 

TERAPi KöPEKLERi

Köpekler en iyi terapi araçlarından biridir. Dünyanın pek çok ülkesinde iyi eğitilmiş köpekleriyle bazı gönüllü gruplar tacize uğramış çocuk evleri, hastaneler, rehabilitasyon merkezler, AIDS hasta bakim merkezleri, kanser bakim merkezleri, fiziksel ve zihinsel hastaların bakıldığı hastaneler ve hatta hapissnelere düzenli ziyaretler düzenlemektedir. Dost canlısı bir köpeğin yaslı bakim evine yapacağı ziyaretler sırasında haftalarca çıkmayı reddeden yaşlıları neşelendirerek bahçeye çıkmaya heveslendirmesi , hareket ettirmediği kollarını ilk defa köpek dostu için kıpırdatan hatta konuşamayan bir çocuğun ilk kelimelerinin terapi köpeği dostunun ismi olması gerçek hikayelerdir.

Çok iyi sosyalleştirilmiş ve eğitilmiş terbiyeli ve iyi huylu her safkan ya da melez köpek bu amaçla kullanılabilir. Ne yazık ki Türkiye'de henüz kurulmamış bu sistem için köpeğinizin bu amaçla kullanılmasını isterseniz köpeğin iyi Köpek Vatandaş Testinin koltuk değnekli yayalar, tekerlekli sandalyeler ve diğer hastane araçlarının kullanıldığı terapi versiyonundan geçmesi gerekmektedir. Ardından köpeği kalabalık asansörlere, kaygan zemine ve hastanenin değişik ses ve kokularına alışmasını sağlayan dört aşamalı bir eğitim programı uygulanmaktadır.

Ayrıca önce gönüllü hastalarla olmak üzere, birebir, ardından ikili ya da üçlü küçük gruplar ve sonunda bir kerede maksimum hasta sayısıyla program devam ettirilmektedir. Köpek bunlarda basarili olursa sertifikasını alarak ilgiye gereksinimi olan çocuk, yaşlı çeşitli kurumlara düzenli ziyaretlerde bulunmaktadır. Amstaff cinsi küçük yapısı, düzgün kısa tüyleri ve sevimli tavırlarıyla terapi de çokça tercih edilen bir türdür. New Mexico’daki bir sağlık merkezi devamlı hastaların yanında bulunan ve sinirsiz bir sevgi gösterisi içinde olan bir Amstaff beslemektedir. Amstafflar insanlara karsı sakin, sadik ve sabırlı bir yapıya sahip olduklarından dolayı terapi programları için ideal köpeklerdir. Bu terapi köpekleri kendilerini yalnız ve depresyonda hisseden hastaların hayatına renk getirir ve onları mutlu ederler. Terapi programlarında yer alan bir çok Amstaff, ayda birkaç saatlerini yerel sağlık ocaklarını ve hastaneleri ziyaret ederek geçiren insan canlısı köpeklerdir

 

 

GÖRME ENGELLİLER ve MİNYATÜR ATLAR


Bildiğiniz gibi tüm hayvanların hissetme ve algılama duyuları, İnsanlardan daha kuvvetlidir.  Günümüzde, özellikle köpeklerin bu yönleri ve sahibine karşı olan bağlılıklarından da  faydalanmak suretiyle görme engellilere rehber olarak eğitilmişlerdir. Bu amaçla onların günlük yaşamlarını kolaylaştırmada kullanılmaktalar. Son zamanlarda Amerika da aynı amaç doğrultusunda minyatür atlar eğitilerek kullanılmaya başlanmıştır. Minyatür atlar sahibine en az köpekler kadar bağlı ve koruyucudur. İşitme duyuları insanlara oranla çok gelişmiştir. Örneğin ; 25 yaş altı bir insanın duyma kapasitesi 20 Hz. İle 20 KHz. Arasında iken bir atın işitme kapasitesi 55 Hz ile 35 KHz. Arasındadır. Bu da onların bizim duyamayacağımız frekanstaki sesleri duyabildikleri anlamına gelir. Aynı şekilde koku alma duyuları da çok gelişmiştir. İnsanlara kıyasla atın görüş açısı , daha geniştir ancak derinliği daha azdır. Gözler başın her iki yanında olduğundan etrafı 1600 – 1700 açı ile görebilir. Bu da atın kuyruğunun arkası hariç etrafındaki her şeyi görebildiği anlamını taşır. Bütün bu özelliklerinin yanı sıra atlar son derece zeki olup, sahibinin o anki duygularını hissedebilme yeteneğine sahiptirler. Bundan dolayı minyatür atlar, özel eğitimle görme engellilere rehberlik amaçlı olarak Amerika da yaygın olarak kullanılmaktalar

HIPPOTHERAPY TARİHÇE


Özürlülerin atla tedavisi alanında uzmanlaşmanın ne zaman başladığı net değildir, ama tarihi kayıtlar ata binmenin fiziksel ve duygusal yararlarının antik yunan zamanına dayandığını göstermektedir. MÖ 460 – 377 yılları arasında Hipokrat “Doğal Egzersiz” adlı yazısında ata binmekten bahsetmiştir. 1569’da, İtalyan Merkurialis “Jimnastik Sanatı” adlı eserinde ve 1780’de Fransız Tissot “Medikal ve Cerrahi Jimnastik” adlı eserlerinde ata binmenin en faydalı yürüyüş  şekli olduğunu yazmışlardır.
Bu yüzyılın başlarında, İngiltere özürlülerin ve ikinci dünya savaşında yaralanan askerlerin terapileri için atları kullanmanın faydalarını keşfetti. 1950’li yıllarda İngiliz fizyoterapistleri her türlü özürün ata binerek tedavi edilebileceğini keşfetmeye başladılar. 1952’de Liz Hartel ’in çocuk felci olmasına rağmen, Helsinki at terbiye olimpiyatlarında gümüş madalya kazanması medikal ve at uzmanlarının dikkatini çekti. Avrupa’da atla terapi yapan merkezler kurulmaya başladı.
Atla terapi merkezleri 1960’lı yıllarda Avrupa, Kanada ve Amerika’da yayılmaya başladı. Aynı dönemde Almanya, Avusturya ve İsviçre Hippotherapy ‘yi (Atı terapist olarak kullanarak fiziksel terapi) medikal model olarak kullanmada ve geliştirmede başı çektiler. 1969’da İngiltere’de özürlüler için at binme derneği, kraliyet ailesinin desteği ile kuruldu. Aynı yıl Kuzey Amerika özürlüler için at binme birliği (NARHA) çeşitli atla terapi gruplarının merkezi oldu.
1970’lere gelindiğinde Birleşik Devletler at hareketleriyle tedaviyi geliştirmeye başladı. 1987’de Amerikalı ve Kanadalı terapistlerden oluşan 18 kişilik bir grup Hippotherapy eğitimi ve bu alanda bir standart oluşturabilmek için Almanya’ya gitti. Sonraki 5 yıl içinde Ulusal Hippotherapy Müfredat Geliştirme Komitesi, Hippotherapy’ye standartlar getirmek için çalıştı. 1992 ‘de Amerikan Hippotherapy Birliği Kuruldu (AHA). AHB terapi ve uygulamaya 1994 yılında belli standartlar getirdi. Aynı yıl, Amerikan Hippothery Sertifikasyon Birliği ve ilk Hippotherapy Klinik Uzmanı (HPCS) sınavı uygulamaya konuldu.
Günümüzde at yardımıyla terapi dünyanın bir çok ülkesinde uygulanmaktadır. Özürlü biniciler dikkate değer başarılarını ulusal ve uluslar arası binicilik yarışlarında göstermektedir. Hippotherapy büyük ülkelerde medikal alanda tanınmaya başlamıştır. ABD’de doktorlar, psikiyatriler, fizik terapistleri, konuşma terapistleri ve öğretmenler hep birlikte hastalarına binicilik terapilerini önermektedirler.Narha onaylı öğretmen yetiştirme kurları, NARHA merkezlerinde mevcuttur.

Bu kurslar 170 saatten fazla teorik ve pratik ders vermektedir. Eğitim konuları şunlardır: insan davranışı, psikoloji, anatomi, özürlü eğitimi, yapılar ve donanımlar, özel ekipmanlar, terapi atları, ders planları, binme, inme, gönüllü personelin idaresi, eğitim teknikleri ve yönetim. Sadece ABD ve Kanada’da 600’den fazla NARHA merkezi vardır.
Terapi biniciliğinde kariyerler izlenmektedir. Batı Michigan Üniversitesi gibi üniversiteler ve St. Andrew koleji gibi okullar programlarına at terapisini eklemişlerdir. Bu program sınıf içi dersleri, pratik atlı terapisi ile birleştirmektedir.
Özürlüler için binicilik, özürlerinin kendilerini sınırladığını kabul etmeyip, kendini geliştirmek isteyenler için tanınmış ve takdir edilen bir metot olmuştur.